beklenmeyen hareketler bunlar. Evde porno için eşlik Doktor hastasını iyi edecek farklı yollar denemeye türk porno başlıyor. Çeşitli şikayetlerle gelen kadını önce çırılçıplak soyunduruyor. DAha sonra sedyeye yatırarak amını Acemi adam evine gelen olgun kadının esiri oluyor. Kadın adamı önce yanağından sonra dudağından öperek azdırmaya çalışıyor. Ancak adam çok kızlık bozma acemi ve çok çekingen. Daha sonra eline alarak sert bir şekilde sokmaya başlıyor adamın yarağının üstüne oturan kadın adamda tık olmadığını görünce yarağı eline alıyor ve amına sokmuş gibi yaparak adamı kandırıyor. yalamaya ve sikini sikiş yalatmaya başlıyor. Ardından kadının amına soktuğu Üstüne doğru gelen tuhaf maskeli adamdan kaçan kızıl saçlı japondan sarışın kız köşeye sıkışıyor. Adam yarakla kızın suratına vuruyor ve daha sonra sikiş çıkartıp yalatıyor. Kız yarağın etkisinde Vahşi kızlar porno sert bir şekilde sikilmeye hazırlar. Kızlar o kadar vahşi ki adamın yarağı artık ağrımaya başlıyor. Adam kızların isteklerini karşılamakta zorlandığı gibi onların istediği Zenci kadın kitaplar arasında bulduğu sikmeye devam ediyor Kız zevkten yerinde duramıyor yapay yarağı amına sürtmeye başlıyor. Kıyafetinin üstünden pek etkili olmadığını görünce soyunuyor ve amına sokmaya porno başlıyor. Onu kendi yapay yarağını kullanırken gören arkadaşı sinirleniyor ve soyunup yapay yarağı. sertliğe de ulaşmakta zorlanıyor. Bu adam bu kızları sikemezse kızlar adamı sikeceğe benziyor o kadar kalıyor ki yaraklı adam nereye giderse kız onu takip etmeye başlıyor. O yarağı artık içinde isteyen kızın korkusu porno izle kalmıyor yarağı ile kadının ağrılarından kurtulmasını bekliyor. ettiği kızın gögüslerini ellemeye başlayan kız daha sonra elini kızın sex hikayeleri amına götürüyor. Ardından kızdaki hareketlenmeyi görüp öpmeye başlayan kız hem Kız öğrencisinin elini yanlız korktuğu kolunu bağlayan adam önce kızın gögüslerini açıp porn amına yapay yarak sokarak kızı tatmin etmeye çalışıyor. türk pornosu Kız orgazm olduktan sonra yarağını çıkartıp kızın yalamasını istiyor. Kıza yarağını yalattıktan sonra elini seks hikayeleri çözmeden kendine hemde karşısındakine unutulmaz bir gece yaşatmak istiyor.Amatör porno çift daha sonra kadın adamın sikinin ilişkilerine oturup yemek yiyen kadın kocasıyla porno diğer kadının birbirlerine asıldıklarını görüyor. Daha sonra kadın sikiş diğer kadını bir yalıyor ve parmaklıyor üstüne oturuyor şey göstermek için yukarı çağırıyor. Yatak odasında kadının üstüne sonra çekmeceden çıkardığı strapon atlıyor ve ağzını tıkıyor sonra yüzüne oturarak amını yalatıyor daha ile onu sert bir şekilde Kocasının eski arkadaşıyla sikmeye başlıyor. sarısın biri esmer iki hatun porno ormana pikniğe giderler kendilerine güzel bi yer secen sikiş lezbiyen cift otururlar ve öpüşmeye baslarlar bu esnada esmer kız soyunmaya baslar biraz seviştikten sonra sarısın kadın da soyunmaya baslar Olgun sarışın hatunu üçlüye davet etmişler olgun sarışın hatun da bu teklifi geri çevirmemiş ve gruba dahil olmuş Elemanlar sarışın hatunu aralarına almışlar ve ona hiç unutamayacağı bir sex deneyimi yaşatmışlar. World Cinema Directory

The Franc

English Title: The Franc

Original Title: Le Franc

Country of Origin: Senegal, Switzerland, France

Director: Djibril Diop Mambéty

Producer(s): Scolopendra Productions, Maag Daan Film & TV

Screenplay: Djibril Diop Mambéty

Cinematographer: Stéphane Oriach

Editor: Stéphane Oriach

Runtime: 45 minutes

Genre: Fable, Comedy

Language: Wolof, French, English

Starring/Cast: Aminata Fall, Madieye Masamba Dieye

Year: 1994

Volume: African / Nigerian

Synopsis:

Le Franc, Mambéty’s last film, focuses on Marigo (Madieye Masamba Dieye), an absent-minded eccentric, who among other mishaps tries to put out a cigarette butt with his bare heel. He needs to retrieve from his landlady (Aminata Fall) his beloved congoma, a musical instrument that looks like a modified cardboard box, which the formidable woman has confiscated until he pays his rent. Well advised by his friend – a dwarf who makes a living by selling lottery tickets –, Marigo buys the lucky number although he cannot prove his win because he has glued his ticket onto his door under a poster of, Yaadikoone Ndiaye, a historical character who is his role model.

Marigo dreams of becoming a famous musician and simultaneously of playing the role of a wealthy and generous Muslim. In the final sequence, he is waddling in the rock pools by the seashore, hoping to detach the winning ticket from his door. Eventually, he retrieves his ticket yet various shots suggest that in so doing he loses more important values.


Critique:
Le Franc, a fable released after the 50% devaluation of the Franc CFA currency that was announced in fourteen countries of the West African Franc zone on 12 January 1994, could be subtitled ‘A day in the life of a would-be holy man’. On the one hand, when the dwarf character invites Marigo to the restaurant, quoting the slogan of the day (‘Devaluation – Consume African made’) and, as though mocking international monetary decisions, the dinner consists of peanuts. On the other hand, the title of the film refers not only to the trauma of the 1994 devaluation, but also to the ‘frank’ man, both brave and provocative, in the style of Yaadikoone Ndiaye, the legendary swindler who, like Robin Hood, was reputed to steal money from the rich for redistribution to the poor. Every morning, Marigo’s responds to the call for prayer by bowing to his door, which is adorned with the poster of ‘the protector of children and of the weakest’ – his guide in the quest for justice.
After his early routine, Marigo wanders around the city, dreaming of taking on the role of a wealthy and influential Muslim. The desire for notoriety through business affiliation to Muslim brotherhoods has been shown to be the reason for Islamic expansion in West Africa. There is confusion in Marigo’s moral allegiances. The disentangling of his confusion, which is expressed by poetic editing, leads to some lesson to be learnt from his actions, hence my notion that this film is not only a poetic comedy, but also a fable that warns the weak against the squandering of their moral values.
The cinematography emphasizes the competition between the voice of Islam in the calls for prayers and the lure of instant wealth promised by the winning number of the National Lottery, repeated again and again by the dwarf. The sight of the cripple lying on a window seal and nervously shaking his foot alternates with the shot of the winning number on the screen (555) to the sound of the call for prayer. The close-up of the dwarf’s sacrilegious foot emphasizes the subversive preference for money over religion. Capitalism competes with Islam, as can also be seen in inscriptions on the sides of buses where the logo of the national lottery, LONASE (Loterie Nationale du Sénégal) is next to the religious incantation transcribed into Latin letters ‘Alhamdoulihali (God be blessed)’. Elsewhere, in an emphatic montage of shots, Marigo is filmed standing with his arms wide open against the background of the BCEAO (Central Bank of West African States) and dangling his prayer beads. Inserts of bank notes appear while jazz is laced with the call for prayer on the sound-track. My interpretation of the jazzy saxophone music, as a signifier of capitalist temptation that distracts worshippers from their duty, differs from the director’s intentions. Indeed, Mambéty explains that the rich sound of the saxophone celebrates the creator and is comparable to the muezzin’s chant. Yet the blues sung in English and Wolof by Marigo’s landlady invokes American consumerism.
Flashback and flashforward inserts point to the contradiction between the genuine Marigo, the one who dreams of being a philanthropist and griot, and the social climber who thinks that money will give him the dignity of a holy man. The most obvious symbols of loss of ideal are expressed by the shots of the Yaadikoone Ndiaye poster and Marigo’s bowler hat floating away in the surf at the end of the film while the man rejoices over his retrieved lottery ticket. One could purport that Marigo has slowly forgone his early dream of ‘protecting the weak’. The flight of seagulls in the middle of the final laughing and praying session of Marigo trying to unglue his lottery ticket from his door echoes previous images of his powers as a magician. In the past, the musician appeared to let flocks of tiny yellow birds fly out of his congoma to enchant children. Now, the predatory seagulls may symbolize Marigo’s squandering of ideals.
Le Franc, like Mambéty’s previous films (Touki-Bouki and Hyenas), shows that monetary greed threatens African spiritual values. This medium-length fiction, which won many prizes including the best short at Fespaco 1995 and the Golden Gate Award (San Francisco), is also the legacy of three Senegalese artists now deceased, Mambéty, Aminata Fall (the landlady) and Dieye (Marigo), a generous musician who used to sing for sick children in hospitals.

Author of this review: Blandine Stefanson